En Çok Okunanlar

İslamofobi – Müslümanlara Yapılan Saldırılar

İslamofobi son zamanlarda sıkça duyduğumuz bir kelime haline geldi. Kelime olarak ‘’ İslam Korkusu’’ anlamına gelmektedir. ABD ve Avrupa ülkeleri, kendi içinde meydana gelen bireysel ya da örgütsel saldırılara suçlu olarak sürekli ve kasıtlı olarak Müslümanları göstermektedirler. İnsanlara, Müslümanlara karşı ayrımcılık, kin ve düşmanlık besletilmektedir. Tarih sahnesine baktığımızda ise İslamofobi aslında yeni bir şey değildir. Çünkü geçmişte Müslümanlara karşı en ufak bir şeyin sebep gösterilerek yapılan soykırımların birçok örneğini görmekteyiz. İşte tarihte Müslümanlara karşı yapılan katliamlar…

Tropoliçe Katliamı (Mora Katliamı)

23 Eylül 1821 günü, tarihe Yunanlılar’ın bağımsızlık savaşı olarak olarak yazılmıştır. Ancak burada tarih sahnesi bizi kandırmaktadır.

23 Eylül 1821 günü, Yunanlılar, Tropoliçe şehrinde isyan başlatarak bu şehri kuşatmıştır. Şehir içerisinde Müslüman Türk ve Arnavutlar yaşamaktaydı. Bu kuşatma 10 Ekim 1821 gününe kadar sürmüş ancak şehir içerisindeki gıda ve su tükenmesi sebebiyle şehir düşmüş ve bu kuşatmadan Yunanlılar galip gelmiştir.

Kuşatma bitiminde şehir ele geçirilince Yunanlılar, Müslüman Türklere karşı isyan etmeden ya da ayaklanmadan teslim olan Türklerin İstanbul’a sağ salim şekilde sürgün edileceği sözünü vermiştir. Bu söze inanan Türkler’de teslim olmaya başlamışlardır. Yunanlılar sözlerinde durmayarak 10 Ekim 1821 sabahı 3 günü sürecek bir katliama başlamışlardır.

İlk önce Tropoliçe Kadısı Halim Efendi, üzerine kızgın yağ dökülerek diri diri yakılmıştır. Daha sonrasında Türk mezarları kazılarak çıkarılan kemikler tekrar ateşe verilerek yakılmıştır. Devamı ise vahşetin zirvesi olmuştur. Yunan askerleri, Türklerin kollarını ve bacaklarını kesmişlerdir. Ateş üzerinde yavaş yavaş kızartmışlardır. Hamile olan kadınların karınları deşilerek ceninler çıkarılmıştır. Bizi Yunanlıların bağımsızlık savaşı olarak kandıran tarihe inat 10-11-12 Ekim 1821 günleri, Yunanlıların Tropoliçe de Müslüman Türkler’e yaptığı soykırım olarak yazılacaktır. Tam 40 bin Müslüman Türk ve Arnavut, Yunanlılar tarafından katledilmiştir.

 Doğu Türkistan Katliamı

Uygur Türkler’i 12 Kasım 1933 günü, Kaşgar şehrinde, Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti adıyla bağımsız bir devlet kurmuşlardır. Kurulan bu devlet 3 ay sonra, Çin tarafından yıkılmıştır. Çin Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti ordusundaki tüm askerleri katlederek öldürmüştür.

Uygurlu kardeşlerimiz, 12 Kasım 1944 günü bu sefer Gulca şehrinde, Doğu Türkistan Cumhuriyeti adıyla tekrar bir devlet kurmuşlardır. Kurulan bu devlet, 1949 yılına kadar ayakta kalabilmiştir. Kurulan bu devlet Rusya’nın desteği ile Çin tarafından yeniden daha büyük bir katliam yapılarak 1949 yılında yıkılmıştır. İşte bu tarih Çin’in Uygurlu kardeşlerimize yaptığı zulmün bir daha bitmemek üzere başlangıcı olmuştur.

Çin daha sonraları, Doğu Türkistan bölgesinin ismine Sincan ismini vermiştir. Sincan isminde önce bu bölgenin ismi Gulca olarak geçmektedir. Çin buraya Sincan ismini vererek kendi toprağı saymıştır.

Çin 1949 yılından bu zamana kadar toplamda 35 milyon Uygur Türk’ün katlederek öldürmüştür. Ölümlerin yanı sıra halen daha, camilere giderek namaz kılmayı, kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim okumayı yasaklamıştır. Türk çocuklarını zorla Çin okullarında okutmaktadırlar. Türk kızlarını yine zorla Çinli erkeklerle evlendirmektedirler. Çin, insanlık onurunu, şerefini hiçe sayarak ve hiç kimseden çekinmeden bunun gibi sayılabilecek bir sürü işkence ve vahşeti yapmaya devam etmektedir. Bu vahşetin fotoğraflarını çok hassa olması sebebiyle yazımızda yayınlamadık ancak yinede Çin zulmünün fotoğraflarını görmek isteyen okurlarımız https://www.doguturkistan.com/ adresine girerek zulmün fotoğraflarını görebilir.

Srebrenitsa-Bosna Katliamı

Sırbistan başkanı Radovan Karaçiç’in emriyle, Ratko Mladiç’in komutasında 1995 yılı başlarında başlayan ve Sırp askerlerinin resmi olarak 8372 Bosnalı Müslümanın katledildiği bir soykırımdır.

1991 yılında Yugoslavya’nın iç savaşı başlamıştı. Bu iç savaş dağılmayla sonuçlanacaktı. Yugoslavya içerisinde başlayan bu iç savaşı adeta fırsat bilen Sırbistan yönetimi, Bosna Hersek’e savaş açmıştı. 1992 yılı sonlarında Bosna Hersek’in Srebrenitsa şehrini Sırplar, işgal altına alarak ele geçirdiler. Yaklaşık 2 ay süren bu işgal de Sırplar başarılı olamadılar ve 2 ay sonunda Bosna halkı Srebrenitsa’yı geri aldı. 3 Mart 1993 günü Sırp ordusu, Srebrenitsa şehrine yaptığı kuşatma sonucu bu şehri tekrar ele geçirdiler. Yaklaşık 1 ay sonra Nisan 1993’te Birleşmiş Milletler, Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan etti. BM’nin Srebrenitsa şehrini güvenli bölge ilan etmesi sonrası 1995 yılına kadar burada tekrar karşılıklı bir çatışma çıkmadı.

9 Temmuz 1995 günü Sırbistan Devlet Başkanı Radovan Karaçiç, BM ‘in güvenli bölge ilanına rağmen durmadı ve Ratko Mladiç’e Srebrenitsa şehrini alın emrini verdi. Bu emir sonrasında Ratko Mladiç 11 Temmuz 1995 günü ‘’Krivaya 95’’ ismini verdiği kara harekatını başlattı. 16 Temmuz 1995 gününe kadar süren bu operasyonda Ratko Mladiç ve askerleri, 8372 Bosnalı Müslüman’ı vahşice katletti. Türkiye’nın de büyük desteği sonucu Srebrenitsa şehri, Bosna Hersek sınırlarında kalmıştır. 11-16 Temmuz 1995 günleri Dünya Tarihi’ne Sırplarca yapılan soykırım olarak yazılmıştır. 

Türkiye’nin önerisi ile BM, Radovan Karaçiç başta olmak üzere bu katliama kim katıldıysa Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na dava etmiştir. Uzun yıllar süren dava sonucunda 2007 yılında Lahey Uluslararası Adalet Divanı, Srebrenitsa katliamını ilk defa ‘’ soykırım’’ olarak nitelendirmiştir. Sırp komutan Ratko Mladiç, müebbet hapse mahkum edilmiştir. Lahey Uluslararası Adalet Divanı, Radovan Karaçiç hakkında ayrıca yürüttüğü davada ise Soykırım Yapmak suçu da dahil olmak üzere 10 ayrı suçu işlediği gerekçesiyle zamanın Sırbistan Devlet Başkanı, Radovan Karaçiç’e 40 yıl hapis cezası vermiştir.

Hocalı Katliamı

1991 yılının son günlerinde Ermenistan ordusu, o zamanlarda Azerbaycan’a bağlı olan Dağlık Karabağ bölgesini kuşatmıştır. Hocalı’ da Dağlık Karabağ bölgesi içerisinde bulunan bir kasabadır. Bu katliam öncesinde resmi olarak toplam 7 bin kişi yaşamaktaydı.  

Azerbaycan ile Ermenistan arasında 25 Şubat 1992 günü devam eden savaşta, Ermeniler, Dağlık Karabağ’a bağlı Hocalı Kasabasına usulsüz ve savaş kanunlarına aykırı şekilde girmiştir. Ermeniler, Sovyet Kızılordusu’na ait olan 366. Motorize Alayının kullandığı tüm teçhizatı ile Hocalı kasabasına saldırmıştır. Hocalı kasabasını saatlerce top ve tank atışına tutmuştur. 26 Şubat 1992 günü sabahı son bulan bu vahşet sonucu 83’ü çocuk, 106’sı kadın olmak üzere 613 sivil Azerbaycan Türk’ü hayatını kaybetmiştir. Ermeniler, Hocalı’yı resmen kana bulayarak katletmiştir.

1994 yılında Azerbaycan Meclisi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi birlikte aldığı karar ile Ermenilerin yaptığı bu saldırı ‘’ Hocalı Soykırımı’’ olarak kabul etmiştir. Hocalı’da yaşanan bu vahşetin üzerinde yıllar geçmesine rağmen ne Birleşmiş Milletler ne de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi halen soykırım olarak kabul etmemiştir. Ve ne gariptir ki Ermenilerin yaptığı Hocalı ve Hocalı’ya benzer katliamlara rağmen, ABD ve Avrupa ülkeleri, Ermenilere soykırım yapıldığı iddiasıyla Türkiye’yi suçlamaktadırlar.

Arakan (Myanmar) Katliamı

Myanmar, yani resmi olarak Myanmar Birliği Cumhuriyeti Devleti, 1948 yılında Güneydoğu Asya’da bulunan Andaman Denizi kıyısında kurulmuştur. Kuruluşunda bu yana yönetiminde çoğunlukla Budist rahip bulunmaktadır. Bugün Arakan olarak bilinen bölge ise burasıdır.

İslamofobi’nin bir diğer örneği ise Myanmar’dır. Myanmar’da Müslüman halka karşı başlatılan kıyım 2012 yılında başlamıştır. Rohingya şehrinde 3 budist rahip, 26 yaşında Burma şehrinde yaşayan bir kadına tecavüz etmişler ve sonrada bu kızı öldürmüşlerdir. Öldürdükleri bu kızın cesedini ise bölgeye yakın Müslüman bir köye bırakmışlardır.

Budist rahiplerin tecavüz ederek öldürdükleri bu kızın cesedi olaydan 3 gün sonra, cesedin bırakıldığı köyde bulunmuştur. Budist yetkilileri ve Myanmar yönetimi, bu cesetten ötürü, 3 müslüman genci suçlamıştır. Suçlanan bu 3 Müslüman genç, Myanmar yönetimi tarafından tutuklanmıştır. Tutuklanma akabinde ise bu gençlerden birisi dövülerek, diğer ikisi ise mahkemenin verdiği idam cezası ile öldürülmüştür. Bu Rohingya şehrinde Müslümanlara yapılan ilk saldırı olmuştur.

Yaşanan bu olayın devamında ise 3 Haziran 2012 günü Arakan’ın güneyinde yer alan Toungup şehrinde, Hac ibadetinden dönen 8 Müslüman ile yanlarında bulunan 2 otobüs muavini ve bir kadın yine Budist rahiplerce öldürülmüştür. Ne gariptir ki bu olaydan da Müslümanlar sorumlu tutulmuşlardır. Nasıl derseniz, bu olay akabinde Myanmar hükümeti, Budistlerin de verdiği destekle, ülkenin iç güvenliğini tehdit ettikleri gerekçesiyle Rohingya’da bulunan Müslüman köylerini yakmaya başlamışlardır. Yangından kaçanlar ise köy dışında bulunan hükümet yanlısı askerlerce vurularak öldürülmektedirler.

Arakan (Myanmar) da yaşanan bu Müslüman vahşetinden sonra, köylerden kaçabilen Müslüman halk, Arakan yakınında bulunan Bangladeş Devleti sınırına kayıklarla gitmek istedilerse de, Bangladeş Hükümeti, donanma kuvvetine, ülke sınırına hiçbir Müslüman alınmaması emrini vermiştir. Bangladeş sınırına kayıklarla gelen Müslümanlar ise ya deniz ortasında bırakılıyor ya da kayıklar ters çevrilerek Myanmar sınırına gönderiliyorlar. Günümüz de halen Arakan ve Bangladeş’te ki Müslüman halka yapılan bu katliam devam etmektedir. Dünya ise diğerlerinde olduğu gibi yine sessiz kalmaktadır.

Chapell Hill Katliamı

ABD’ nin North Carolina eyaletine bağlı Chapell Hill şehrinde bu olay yaşanmıştır. 10 Şubat 2015 günü, Shaddy Barakat (23 yaşında), Yusor Mohammad Abu Salha (21 yaşında) ve Razan Mohammad Abu Salha (19 yaşında) kaldıkları evde, ABD vatandaşı beyaz bir adama tarafından silahla öldürülmüştür. Olay sonrasında katilin Craig Stephen Hicks isminde 46 yaşında bir ateist olduğu açıklanmıştır.

 

 ABD basını bu olay sonrasında hemen gündemi değiştirmiş, olayın din sebepli değil de otopark da yaşanan bir anlaşmazlık sebebiyle böyle bir olay yaşandığını belirtmiştir. Maalesef 3 Müslüman genç bir din düşmanı Amerikalı tarafından suçsuz yere katledilmiştir. Diğer olaylarda olduğu gibi başta Suudi Arabistan olmak üzere bütün İslam devletleri sessiz kalmıştır. Bir tek Türkiye, ABD ‘ye tepki göstermiştir.

İslamofobi adı altında Müslüman ülkelerine yapılan katliamların bir çok örneği vardır. Bunları yazmaya ne kalem yeter ne de sayfalar. Biz siz değerli okuyucularımız için bilinen katliamları yazmaya çalıştık. Bu yazımızın ikincisinde ise sizler için başta ABD’nin basit bir sebep yaratarak önce Afganistan’ı sonra Irak’ı işgal etmesini, daha sonra  İsrail’in yıllar boyunca Yahudi Devleti hayali ile Filistin’i kan gölüne döndürmesini anlatmaya çalışacağız. İslamofobi yazımızın ikincisi yakın zamanda yayınlanacaktır. 

 

Yararlanılan Kaynaklar;

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/325014

http://www.turkishstudies.net/sayilar/sayi2/kose2.pdf