En Çok Okunanlar

Osmanlı’da Cellatlar – Cellatların Bilinmeyen Özellikleri

Osmanlı Devleti, her yönüyle her zaman diliminde merak konusu olmuştur. Sizlere bu yazımız da bir başka merak konusu olan cellatlar hakkında onların bilinmeyen özelliklerini anlatmaya çalışacağız. Keyifli okumalar…

Osmanlı da Cellatlar

Tarih sahnesine 15. Yüzyıl sıralarında çıkmış cellatlar, Osmanlı Devleti’nde ki Bostancı Ocağı’na mensupturlar. Cellatlar devletin her kademesinde ki idama mahkûm edilmiş insanları idam etmekle görevliydiler. Cellatların bu idamlardan psikolojik olarak etkilenmemeleri için aynı zamanda idam edilmiş mahkûm hakkında bilgi vermemeleri amacıyla hem sağır hem de dilsizdirler. Sağır olup konuşabilenlerin ise dili kesilerek bu görev verilmiştir.

Cellatlar, köken olarak genellikler Hırvat bozması ya da Kıptilerin arasından seçilmekteydi. Cellatbaşı da aynı şekilde aynı kökenden seçilmekteydi. Hayatlarını Topkapı Sarayı içerisinde yaşayan saray kayıkçılarına ait koğuşlarının yanında sürdürmekteydiler.

İdamda görevli olacak celladı, Cellatbaşı tayin ediyordu. Mahkûm, eğer ki önemli bir devlet adamı ya da vezirlerden birisi olmuşsa, mahkumu idam etmek Cellatbaşı’nın görevi oluyordu. İdam edilecek kişiye karşı idamdan önce padişahtan alınan idam fermanı okunuyordu. Her celladın idam öncesinde yanında ona yardım etmek için kendi seçtiği bir yamağı bulunuyordu. Cellatbaşları’nın cellatlardan farkı ise sağır ve dilsiz olmamaları idi.

Osmanlı Devleti’nin en ünlü cellatları Zülfikar ile Karar Ali’dir. Bu iki cellat, Dördüncü Murat döneminde 5 yıl içerisinde 8000’den fazla suçlunun kellesini aldığını tarihi kaynaklarda okumaktayız.

Cellat Mezatı ve Cellat Mezarlığı

Cellat mezatı: İdam edilecek mahkûm, idam fermanının verilmesiyle, idam öncesi ve idam sonrasında her şeyiyle birlikte tayin edilen celladın malı sayılmaktaydı. İdam sonrasında idam edilen mahkûmun değerli ve değersiz tüm eşyaları cellat tarafından Cellatbaşı’na verilirdi. Cellatbaşı bu şekilde tüm cellatlardan topladığı mahkûmlara ait bu eşyaları yılda iki kez kurulan cellat mezadında halka satışa sunardı. Mezat sonunda elde edilen tüm kazanç ise yine Cellatbaşı tarafından tüm cellatlara eşit olarak dağıtılırdı.

Cellat mezarlığı: Cellatların ölümlerinden sonra yakınlarının cellatların cesedini bulmaması amacıyla mezar taşları yazısız ve kırık şekilde yapılırdı.

Osmanlı halkı, cellatları çok sevmediği için cellatların mezarlarının ayrı bir mezarlık yapılarak yapılan mezarlıkta toplanmasını istemişlerdir. Bu sebepten ötürü cellatlar için ayrı bir kabristan yapılmıştır. Bilinen en ünlü cellat mezarlığı İstanbul’un Eyüp ilçesinde bulunan Karyağdı Bayırı arkasında bulunmaktadır. Bu kabristan 1950 yılında sonra Demokrat Parti hükümetinin iskân faaliyetlerinden ötürü yıkılmıştır.

Cellatlar İdamı Nasıl Yapardı?

(Cellat Çeşmesi)

Cellatbaşı, suçlunun akıbetini belirleyecek olan fermanı padişahtan tabiri caizse etek öperek alırdı.  Fermanda mahkûm affedilmişse ona affedildiğini belirten beyaz kadehte şerbet içirilirdi. Eğer fermanda mahkûm için idam kararı verilmişse kırmızı kadehten şerbet içirilirdi.

Kırmızı kadehten şerbet içen idam olunacak mahkûm, Topkapı Sarayı’nın giriş kapısı olan Bab-ı Hümayun’un yakınında bulunan Cellat Çeşmesi önüne getirilirdi. Cellat, buçeşme önünde mahkûmun kellesini kılıcı ya da baltası ile alırdı. İdam sonrasında ise cellat, aynı çeşme de kılıcını ya da baltasını yıkardı. İdam edilen mahkûmun kellesi ise Cellat Çeşmesi önünde bulunan Seng-i İbret taşında ibret alınması amacıyla sergilenirdi.

İkinci bir idam şekli ise Balıkhane Kasrı’nda mahkûm, kementle boğulurdu. İdam edilen mahkûmun cesedi teşhir edildikten sonra ayaklarına taş bağlanarak denize atılmaktaydı. İdama hükmedilen mahkûm, İstanbul dışında yaşayan biriyse padişahın fermanı okunarak mahkumun bulunduğu yere gidilir ve orada başı kesilirdi. Mahkûmun kesilen başı yolda bozulmaması için içerisi bol dolu olan torbaya konularak Hünkar’ın önüne getirilirdi. Bu sebeptendir ki birçok devlet adamının iki adet mezarı bulunmaktadır. (Başı ve gövdesi için ayrı ayrı mezar kazılırdı)

Osmanlı Hanedanı’ndan olan mahkûm ya da Osmanlı Şehzadeleri,  kanı kutsal sayıldığı için, kanı akıtılmadan yay kirişi ile boğularak idam edilmekteydi.

 Yeniçeri askerlerinin kellesi ise onlara özel yapılan cellat satırı ile alınırdı. Cellatbaşı, Müslüman olan üst düzey yönetici olan mahkûmun kellesini aldıktan sonra kellesini koltuk altına alarak ibret için sokaklarda gezdirirdi. Bu olaydan ötürü ‘kelle koltuk altında gezmek’ deyimi ortaya çıkmıştır.  

Osmanlı Devleti’nde kadılığı okumak için tıkla

 

Yararlanılan Kaynaklar:

http://www.turknostalji.com/osmanlinin-en-korkunc-yuzu-cellatlar.html

https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/osmanli-cellatlari-134

https://listelist.com/osmanli-cellatlari/