En Çok Okunanlar

Satranç – Stefan Zweig – Kitap Alıntısı

Satranç romanı, Stefan Zweig’ın psikolojik birikimini tamamıyla devreye soktuğu bir öyküdür ve bu öykünün baş kahramanları, tamamen yazarın biyografilerinde ele aldığı kişileri işleyiş biçimiyle sergilenmiştir.

Czentovic hiçbir şey söylemedi; sadece yere baktı. Yedi dakika sonra hamlesini yaptı ve oyun, bu sıkıcı tempoyla devam etti. Czentovic’in giderek taşlaşıyor olduğunu düşünebilirdiniz;  sonunda, hamlesine karar vermeden önce düşünmek için kararlaştırılan sürenin hepsini kullanıyordu ve bir aradan diğerine, dostumuzun davranışları giderek tuhaflaşıyordu.

 Oyuna karşı olan tüm ilgisini yitirmiş ve tamamıyla farklı bir şey düşünüyormuş gibi görünüyordu. Volta atmayı bırakmıştı ve hareketsiz yerinde oturmaya başlamıştı. Sabit, neredeyse çılgın bakışlarını boşluğa dikmiş, kendi kendine anlamsız bir şeyler mırıldanıyordu; ya kendini sonsuz kombinasyonların içinde kaybetmişti ya da ‘bu benim kanım’ kafasında tamamıyla farklı oyunlar oynuyordu; çünkü Czentovic’in her hamlesinden sonra, kendisini yerine dönmesini ve hamlesini yapması için uyarmak zorunda kalıyorduk. Sonra kendini yeniden toparlanması birkaç dakikasını alıyordu ve ben, kendi içinde şiddete dönüşebilecek soğuk bir dengesizlik içinde uzun bir süredir bizleri ve Czentovic’i tamamıyla unuttuğu konusunda daha fazla şüphe duymaya başlamıştım. Ve gerçekten de on dokuzuncu hamlede kriz patlak verdi. Czentovic, taşını henüz oynatmıştı ki, aniden ve tahtaya doğru düzgün bakmadan, filini üç kare ileri sürdü ve hepimizi yerinden fırlatan bir çığlık attı. ^

—- “Şah! Şah mat!

Hepimiz olağanüstü bir hamle görmek ümidiyle tahtaya baktık. Ama bir dakika sonra, hiçbirimizin beklemediği bir şey oldu. Czentovic, kafasını yavaş yavaş kaldırdı ve oturduğumuz yerde hepimize teker teker baktı ki bunu daha önce hiç yapmamıştı. Bir şeylerden büyük bir zevk alıyormuş gibi görünüyordu; çünkü dudaklarında, tatmin duygusundan kaynaklanan alaycı bir gülümseme belirmişti. Ancak zaferinin tadını tamamıyla çıkardıktan sonra -biz hala neden olduğunu anlamamıştık- alaycı bir nezaketle grubumuza döndü.

—-“Af edersiniz ama ben şah mat göremiyorum. Siz, baylar, içinizde mat olduğumu düşünen var mı?”

Önce tahtaya, sonra da Dr. B’ye baktık. Czentovic’in şahının önü, bir çocuğunu bile görebileceği şekilde, fili etkisiz bırakan piyon tarafından kapatılmıştı ve bu nedenle de şah mat imkansız görünüyordu. Huzursuz olmuştuk. Acaba dostumuz aceleyle filini bir kare ileri ya da geri, yanlış bir yere oynamış olabilir miydi? Bizim sessizliğimiz nedeniyle irkilmiş olan Dr. B. , tahtaya bakmaya ve kekelemeye başladı.

—-“Ama şah… Yanlış yerde, hem de çok yanlış yerde. Bu tahtada her şey yanlış… Piyon g4 ’te değil g5’te ol… Olmalıydı… Bu tamamen başka bir oyun… Bu…”

Aniden durdu. Kolundan o kadar sıkı tutmuştum ya da kolunu o kadar sert bir şekilde çimdiklemişim ki, o hararetli kafa karışıklığının içinde bile hareketimi hissetmişti. Döndü ve bir uyurgezer gibi bana baktı.

—-“Ne… Ne istiyorsun?”

Parmağımı, elinin üzerinde ki yara izinin üzerinde gezdirerek söylediğim tek şey, “Hatırla ! “ oldu. İçgüdüsel bir şekilde parmağımın hareketini takip etti ve bakışları kan kırmızısı olan kesik izine odaklandı. Sonra, aniden titremeye başladı ve bu titreme tüm vücuduna yayıldı.

—-“Tanrı aşkına!” diye fısıldadı. Dudakları sapsarı olmuştu.

—-“Saçma bir şey mi yaptım ya da söyledim… Tüm olanlardan sonra yine mi…?”

Sessizce,

—-“ Hayır,” diye fısıldadım. “Ama bu oyunu biran önce bırakmanız gerekiyor. Şimdi tam zamanı. Doktorun size söylediklerini hatırlayın! “

Dr. B. , aniden doğruldu. Daha önceki nazik ses tonuyla “Yaptığım aptalca hatadan dolayı özür dilerim, “ dedi. Ve Czentovic’in önünde eğildi .

—-“Söylediğim her şey, tabi ki tamamıyla saçmaydı. Oyunu siz kazandınız. “ Sonra bize döndü.

—-“ Baylar, sizden de özür dilerim. Ama sizi daha önce benden çok fazla bir şey beklememeniz konusunda uyarmıştım. Beceriksizliğimden dolayı beni affedin… Bu son satranç oynayışım olacak. “ (Satranç)

…….

.

Diğer kitap alıntımız olan Paulo Coelho’nun Simyacı’yı okumak için tıklayınız.