En Çok Okunanlar

Semerkand-Amin Maalouf

“Titanic’te Rubaiyat! Doğu’nun çiçeği Batı’nın Çiçekliğinde! Ey Hayyam!

Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!”  (Amin MAALOUF)

 

Yazıma Semerkand kitabı içerisinde bulunan dizeyle başlamak istedim.

Türkiye’de ilk olarak 1993 yılında basılan, 1949 yılı Lübnan doğumlu Amin MAALOUF’un kaleminden çıkan Ali BERKTAY’ ın çevirisiyle Yapı Kredi Yayınlarında basılan, 318 sayfa olan ve bir günde göz açıp kapayıncaya kadar heyecanla okunacak olan “ Semerkand ” isimli romandan bahsedeceğim sizlere.

Bu zamana kadar Hasan Sabbah ve Alamut Kalesi ile ilgili onlarca roman yazılmıştır. Ancak beni en çok etkileyen iki roman vardır. Birincisi şu anda bahsettiğimiz Semerkand ve diğer ise Vladimir BARTOL’un yazdığı Alamut Kalesi kitabıdır.

Semerkand isimli roman toplamda 4 bölümden oluşmaktadır. Amin Maalouf bu kitapta 1912 yılının Nisan 14 ünü 15ine bağlayan gece, Newfounland açıklarından batan Titanic gemisinin içerisinde seyahat eden Benjamin o. Lesage’nin valizleri içerisinde bulunan 1072 yılında Ömer Hayyam’ın kaleminden çıkan Rubaiyat’ın , o dönemde bulunan tek el yazma nüshasının batmasını konu edinmektedir.

Yazar birinci bölümde günümüz tarihçilerinin de kabul gördüğü , Hasan Sabbah’ın en yakın dostu olan Ömer Hayyam’dan bahsetmektedir. Ömer Hayyam’ın yazmış olduğu şiirler ve yaşamış olduğu aşk dolu hayatını en çarpıcı perspektiften anlatmaktadır.

“Var mı dünyada günah işlemeyen, söyle;

Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;

Bana kötü deyip kötülük edeceksen

Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle” (kitap içerisinde Ömer Hayyam’ın yazdığı dörtlüktür)

Kitabın ikinci bölümünde ise Hasan Sabbah’tan,  Alamut Kalesi içerisinde kurduğu sahte cennetini, fedailerini bayıltarak onları öldürdüğünü ve sonrasında cennete gönderdiğini söyleyerek yaptığı sahte cenneti  göstererek inandırdığı fedailerinden bahsetmektedir. Yine bu bölümde Ömer Hayyam’ın Hasan Sabbah ile olan dostluğunu, Ömer Hayyam’ın hayatı pahasına da olsa Sabbah’a her daim yardım edişini de konu edinmektedir.

Kitabın üçüncü ve dördüncü bölümün de ise kitabın baş kahramanı Benjamin o. Lesage’nin Rubaiyat’a ulaşana kadarki maceralarını, Titanic’e binişinin sebeplerini anlatmaktadır. Kitabın sonunda ise Ömer Hayyam’ın mevcut tek el yazması nüshası olan Rubaiyat, Titanic ile birlikte okyanusun derinliklerine gömülmektedir.

Kitap ellerimizde son bulduğunda ise sırasıyla başta Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Benjamin o. Lesage olmak üzere tüm kahramanlar gözümüzün önünden geçmektedir. İçimizden o anda keşke Titanic batmasaydı da Ömer Hayyam’ın mevcut tek el yazması nüshası olan Rubaiyat’ı günümüze kadar gelseydi demekte olacağız…