En Çok Okunanlar

Simyacı – Paulo Coelho – Kitap Alıntısı

1988 yılında, Paulo Coelho’nun kaleminden çıkan Simyacı, İspanya’dan kalkıp  Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının öyküsüdür.

          Delikanlı her gün kuyuya gidip Fatima’nın gelmesini bekliyordu. Fatima’ya çobanlık hayatını, kralla rastlaşmasını billuriye dükkânını anlattı. Dost oldular; sabahları ancak on beş dakika birlikte olmalarına karşın, bu süreyi günün geri kalan bölümünden çok daha uzun buluyordu.         

         Neredeyse bir aya yakındır vahadaydılar. Kervanbaşı bir gün herkesi toplantıya çağırdı.

        “Savaşın ne zaman biteceğinin bilmiyoruz ve tekrar yola çıkmamız olanaksız,” dedi. “Savaş kuşkusuz daha uzun süre devam edecek, belki de yıllarca. İki taraf da, cesur ve muhariplerle dolu ve iki ordu da savaşmaktan gurur duyuyor. Bu iyiler ile kötüler arasında ki bir savaş değil. Aynı iktidarı ele geçirmek isteyen güçler arasındaki bir savaş bu ve böyle bir savaşta Allah iki tarafın da yanındadır.”

          İnsanlar dağıldı. Delikanlı o akşam Fatima’yı tekrar gördü ve ona toplantıda söylenenleri aktardı.

          İkinci görüşmemizde,” dedi genç kız, “bana aşkından söz ettin. Daha sonra bana Evren’in Dili gibi , Evren’in Ruhu gibi çok güzel şeyler öğrettin. Ve bunlar, azar azar beni senin bir parçan haline getirdiler.”

          Delikanlı onun sesini dinliyor ve bu sesi, hurma ağaçlarının yapraklarından esen rüzgârın hışırtısından çok daha güzel buluyordu.

          Seni beklemek için kuyuya çok erken geldim. Çok bekledim. Geçmişimi, geleneği, erkeklerin çöl kadınlarının nasıl davranmalarını istediklerini anımsayamıyorum. Küçükken, çölün bir gün bana hayatımın en güzel armağanını vereceğini hayal ederdim. Ve bu armağan verildi şimdi bana, bu armağan sensin.”

           Delikanlı genç kızın elini tutmak istedi. Ama Fatima testinin kulplarından tutuyordu.

          Bana düşlerini, yaşlı kralı ve hazineyi anlattın. Bana işaretlerden söz ettin. İşte bu yüzden hiçbir şeyden korkmuyorum, çünkü seni bana bu işaretler getirdiler. Senin de sık sık tekrarladığın gibi, ben senin düşlerinin ve Kişisel Menkıbenin bir parçasıyım. Aynı sebepten dolayı, senin, aramaya geldiğin şeyin doğrultusunda yolunu sürdürmeni istiyorum. Savaşın bitmesini beklemen gerekiyorsa çok iyi. Ama daha erken gitmek zorundaysan, öyleyse Menkıbenin yoluna git. Kumullar rüzgârın etkisiyle değişirler, ama çöl hep aynı kalır. Aşkımız da böyle olacak.”

“Mektup,” dedi genç kız bir kez daha. “Ben, senin Menkıbenin bir parçasıyım bir gün geri döneceksin.”

          Delikanlı, Fatima’nın yanından ayrılırken üzgündü. Şimdiye kadar tanımış olduğu insanları düşünüyordu. Evli olan çobanlar, kırlarda dolaşmaları gerektiği konusunda karılarını inandırmakta çokça güçlük çekiyorlardı.

  Aşk, sevilen nesnenin yanında bulunmayı zorunlu kılıyordu. (Simyacı)

Yorum Yap

Your email address will not be published.*